Kınalıada – 10 Aralık 2011

Kışın adalara gitmenin başka bir keyif olduğunu Ekim ayında yaptığımız turda görmüştük bir kaç arkadaş ile. Bir kez de açık ama rüzgarlı bir Aralık gününde şansımızı deneyelim dedik. Dört kişi olarak planladığımız tura patlayan tekerleğini zamanında tamir edemeyen Mahmut ve ayağındaki sakatlığı geçmeyen Ufuk katılamayınca Cumartesi günü Kadıköy’de, adalar iskelesi önünde 12:20 vapuru için bekleyen sadece Muzaffer ile ben kaldık. Havanın açık nedeniyle sanıyorum beklediğimden çok insan vardı iskelede bizimle beraber vapurun gelmesini bekleyen. Vapur geldiğinde alt kata bisikletlerimizi özensizce bıraktıktan sonra üst katta, arka tarafta kendimize ancak yer bulabildik. Yolumuz çok uzun değildi ama ısınmak için birer çay içmeyi ihmal etmedik bu kısa sohbetimiz sırasında. Kınalıada’ya yaklaşırken bize çantasını emanet ederek vapurun dış kısmına çıkan kızın geri dönmesiyle emaneti teslim ettik ve alt kata indik ve iner inmez müthiş rüzgar ile karşılaştık. Vapur yaklaşana kadar rüzgardan korunarak bekledik Muzaffer ile.

Tura başladığımız kısımda çok rüzgar yoktu ama ne zaman ki adanın arka tarafına geldik işte o zaman bizi hem üşüten hem de pedallara biraz daha fazla yüklenmemizi gerektiren rüzgar adanın güneyi ile birlikte bizi de vurmaya başladı. Kıyıya vuran dalgalar eşliğinde bu kısmı geçtiğimizde ilk yokuş ile karşı karşıya kaldık ama Kapıdağ’da bisiklet kullananlar için bunlara yok bile denmezdi aslında : ) Yokuşun ardında kayalıklı kısmına gelmiştik adanın ki burada sahili döven dalgalar beyaz köpükler saçıyor ve bisiklet keyfine bir de güzel bir seyir keyfi katıyordu. Kayalıklardan sonra daha sert bir yokuşu tırnamarak tekrar kuzey tarada geçtiğimizde ise karşıda İstanbul’u gördüğümüz bir tepeye varıyorduk.

Parlak bir gökyüzünün altında dalgalı bir deniz adanın sessiz ve sakin bu kış halini karışıklıkların, sıkıntının ve aynı zamanda vazgeçilmezliğin şehrine bağlıyordu.

Bazen bizden çekinen ve kaçan bazen de zincirini zorlayarak bize havlayan köpeklerin eşlik ettiği parkurumuz çok uzun değildi ve yarım saat gibi bir sürede tekrar başladığımız yerdeydik. Çaylarımızı haftasonu kahvehaneye gelip oyun oynayan emeklilerin, oyun muhabbetleri eşliğinde içtikten sonra bir tur daha atmak ve adanın bu terkedilmiş bir şehir havasını biraz daha solumak üzere bir kez daha yüklendik pedallara.

İkinci turun sonu ile dönüş vapuru saati arasındaki zamanı sahildeki başka bir kahvehanede geçirdik ki buranın kış için kapatılmış dış kısmının tam ortasında bir soba kurulmuştu ve sobada kocaman bir kazan içinde kavurma pişiyordu. Tüm mekanı saran ağır kavurma kokusu ile birer çayı daha bitirdiğimizde uzaktan diğer adaların yolcularını toplayan vapur görünmüştü artık. Dönüşte oturduğumuz koltuğa vuran ve bizi ısıtan güneş geçirdiğimiz gün kadar dönüşümüzü de ayrıca keyifli hale getirdi.

Nice güzel turlara..

Category(s): Bisiklet Günlüğü

317 Responses to Kınalıada – 10 Aralık 2011

    Oruç Emre Solmaz says:

    yıllar sonra rastladığım bu sitede dostumun güzel hikayelerini, anılarını okumak beni çok mutlu etti

3 Responses in other blogs

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

 

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>