Yolculuk

Bizde artık gelenektir gurbette olmak. Yaşadığın, alıştığın yerin başka olması ait olduğun, bağlı olduğun yerin başka. Nerelisin deseler bu şehirliyim diyemezsin, yol verseler bırakıp bu şehri gidemezsin. Öyle içindesindir bu şehrin ve memleket senin öyle içindedir. Bayramlarda içimdeki ses beni çağırır. Köyümünkinden başka camilerde kıldığım birkaç bayram namazı gelir aklıma ve içimin nasıl burkulduğu o bayram sabahlarında. Ondandır haftalar önce yolculuğu planlamam. Uçak hala çok yenidir ve fiyatı neredeyse bir asgari ücret maaş. O kadar saat yol hiç çekilir değildir elbet ama yine o yılların emektar otobüs firmasının yolunu tutarım. Bazen bir şubedir biletleri satan başka bir sürü kardeş, kaderdaş Anadolu şehrinin otobüs firmasıyla birlikte. Bazen de erinmez otogara giderim. Nereye gittiğini sorup tahmin etmeye çalışan birkaç kişiyi atlattıktan sonra o tanıdık amblem, o tanıdık logo, o tanıdık yazı ile girerim yazaneden içeri. Duvarda firmanın kurucusunun gençlik yıllarından kalma bir fotoğrafı karşılar beni bir de mutlaka bir memleket manzarası. Verdiğim selama çoğu zaman hep bildiğim ama nicedir ne duyduğum ne de kullandığım bir şive cevap verir. Otobüsün tarihi ise o haftanın cuma akşamıdır işte ama ayın kaçı sorusu için en büyük yardımcı duvardaki takvimdir. Ufacık bileti o dışındaki kocaman kabı cebe sığmaz yapar ama ben bugüne kadar o kabı almamayı öğrenecek kadar bilet almışımdır zaten.

Artık gün bellidir. Günü sayılı olan hangi zaman gelmemiştir ki. Ben öleceğime tam kalbimle ne zaman iman ettim bilir misiniz? Askerden teskere aldığım gün. O zamana kadar da tabi ki öleceğimi biliyordum ama kalbim o zamanın geleceğine çok da ikna olmuş değilmiş. Ne zaman ki hiç gelmeyeceğini sandığım teskere günü geldi çattı, o zaman anladım belli olan her tarihin hemen nasıl da geliverdiğini. Nasıl ki mezuniyet günleri, proje teslim tarihleri, yıl dönümleri, doğum günleri peşi peşine geliyor, muhtemelen bu satırların hatırası hala zihnimdeyken gelecek son nefesin o anı.

İşte takvime gelmesini bekleyeceğim bir tarih daha düşerim bu biletle. Eve yolculuk.

İş çıkışı alelacele hazırlanan bir valizle çıkarım yola. Bu seyahat her ne kadar artık oldukça sıradan bir hadise de olsa, vardır yolcu eden birileri hala. Belki de uzun zamandır içimi bu kadar ısıtmayan bir yoldaşlıktır bu. Valizin ağır mı diye sorar yolcu eden ve paran var mı diye ekler tam ayrılacağım zaman yılların alışmışlığı ile. Bu çok sıradan, belki gelişigüzel söylenmiş söz birden kendimi çok iyi hissettirir. O zaman buraya tekrar dönmek istediğimi düşünürüm. O zaman her şeye rağmen arkamı kollayacak arka-daş-ım var derim önümdeki hayat için içimde bir kuvvet hissederek.

Yine vaktinden önce gelmişimdir her seferinde daha geç çıkmaya çalışsam da. Parmak arası terliği, bermuda pantolonu kulağında müziği ile bekleyen de vardır otobüsü, elinde çuvalı etrafında çoluk çocuğu ile bekleyen de. Bazen yazıhanede bekleyen o aşina sima bir de çay ikram eder bana geciken otobüsün mes’ulü o imiş gibi gizli bir özür dileyerek.

Sonra otobüs yola başlar ben düşünmeye. Yol kenarındaki evleri, evlerdeki ışıkları izleyerek dalarım düşüncelere. Eve giden yolun mutluluğu ile karışık bir sarhoşluk çöker üstüme, günün yorgunluğu ile bir olur tatlı bir uykuya salarlar beni. Artık gün ışığında yolun sonunun habercisi dağlar parlayan sabah güneşinde görünene kadar bir dalar bir çıkarım bu uykuya ve uyanana kadar bir memleket sabahına.

 

Category(s): Güncel

2 Responses to Yolculuk

  1. çok güzel anlatmışsın, hemen yolculuğa çıkasım geldi. Bugün de cuma ve bayram için eve gidiş zamanııı ,hadi iyi yolculuklar bize

  2. abi bu yazıyı görmemişim ben gerçekten süper anlatmışsın, bravo Smilie: :)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

 

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>