Waiheke adası – Auckland, Yeni Zelanda

Dünkü Rangitoto gezisinden sonra bugünkü hedef Waiheke adasıydı ama hem dün tüm gün yürümenin yorgunluğu, hem de havanın nasıl olacağı sorusu beni biraz kararsız bıraktı. Sabah dinlenmiş kalkıp havanın da yağmadığını görünce 12 vapuruna bindim. Hava hala kapalı ve serin olmasına rağmen adaya yaklaştıkça açmaya başladı. Vapur yine Rangitoto’nun yanından geçip Waiheke’ye doğru devam etti.

Adaya indikten sonra ilk olarak Palm plajına doğru gidecektim. Haritamı şöyle bir kontrol ettikten sonra yola düştüm. Artık güneş de kendini iyice göstermişti.

Çok geçmeden, belki bir kaç kilometre gitmişken harika bir koy ile karşılaştım. Adını bile bilmiyordum ama adanın beklediğimden daha güzel olduğu izlemini verdi bana.

Bu arada bisikletini bana ödün veren Myron’a da buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Gerçekten bugün çok işime yaradı. Bu güzel havada bu adayı daha iyi gezemezdim.

Yol ayrımlarında durup haritadan yolumu bulmaya çalışırken arabalarını durdurup yardım etmeyi teklif eden ada sakinlerine de, bundan hiç haberleri olmayacak olsa da : ) teşekkür etmek istiyorum. Yukarı tırmandıkça aşağıdaki sahil ve koy manzaraları görünmeye başlıyordu.

Palm plajına gelince çok sakin ve güzel bir koy ile karşılaştım. Havayı gören ada sakinleri denize girmeseler de güneşlenmek üzere sahile gelmişlerdi. Çantamdaki montumu aldığıma o kadar üzülmedim, çünkü yağmur burada her zaman mümkün ama şortumu almadığıma biraz üzüldüm. Su biraz soğuk olsa da hava sıcak olduğundan belki de denize bile girilebilirdi.

Denize giremesem de ayakkabılarımı çıkarıp sahilde yürümeyi ve ayaklarımı okyanus suyuna sokmayı ihmal etmedim : )

İş yerinde Kerry adında birisi ile tanışmıştım. Eğer Waiheke adasına gelirsem zeytinliğine ve imalathanesine uğramamı söylemişti.  Palm plajından ayrılıp Kerry’nin zeytinliğine doğru yola çıktım.

Yol boyunca ağaçlar ve koy manzaraları eksik olmuyordu.

Kerry’nin imalathanesini ve zeytinliğini görüp, zeytinyağlarının tadına baktıktan sonra artık dönüş yoluna çıkmanın vakti gelmişti. Dönüşte ufak bir yol şaşırması ile kendimi Onetangi koyunda buldum. Aslında buraya gelmeyi planlamıyordum ama burası da bayağa büyük bir plajmış. Buradan yanlış döndüğüm yere kadar dönmek birazcık zoruma gitse de adanın bu kısmını da, yanlışlıkla da olsa, pas geçmemiş oldum.

Yolu şaşırdığım yere geri dönüp vapur iskelesine doğru tekrar yola koyulduğumda artık güneş batışa doğru geçmişti.

Sonuçta güzergahım planladığımdan biraz farklı da olsa aşağı yukarı şöyle bir şey oldu.

Gerçekten beklediğimden güzel bir ada ile karşılaştım. İyi ki gelmişim. Buraları gezerken aslında bisikletle Türkiye’de de gezdiğimiz yerlerde düşündüğüm şeyi düşündüm. Bu sessizlik, doğal güzellik ve temizlik içindeki yerler ile bizim tam bir kaos olan şehir hayatımızı karşılaştırdım. Acaba hayatımızın bir zamanında biz de artık alıştığımız ve kanıksadığımız o kaos hayatından kurtulup böyle sakin ve bizi yıpratmayan bir hayat yaşayabilecek miyiz? Biraz zor görünüyor, ama nasip diyelim.

Category(s): Güncel

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

 

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>