Singapur

Yeni Zelanda’dan ayrılmanın burukluğu ile yola çıktım ve dün akşam Singapur’a geldim. Singapur’a gelmemin tek nedeni uçuşumun aktarmasının buradan olması. Yani aslına bakarsanız geçiyordum ve uğradım diyebiliriz. Burası anladığım kadarıyla tam bir iş ve finans merkezi. O kadar çok yüksek bina ve alışveriş merkezi var ki, insan hangisi nerede karıştırıyor. Asla karıştırmayacağınız binalar da var tabi, dünyada kaç tane çatısında gemi oturan bina var ki : ) Hava çok nemli ve sıcak, sürekli bir sauna havası hakim. Arap ülkelerine giden arkadaşların anlattığı, dışarıda bunalma içeride üşüme olayını burada yaşıyorsunuz çünkü otobüslerde ve kapalı mekanlarda klimalar son ayar açık. O yüzden 30 derece sıcaklıkta gezerken yanınıza hırka almanız gerekiyor. Bu nedenle ofisteki klima savaşlarında benimle aynı safa omuz veren klima düşmanı arkadaşlarım buradaki mekanlardan çok hazzetmeyebilirler.

Akşam Singapur’a varıp otele yerleştikten sonra, dışarı çıkmak için biraz vaktim oldu. Aslında zaman farkından dolayı uyku gözümden akıyordu ama yeni bir ülkeye gelmenin heyecanı baskın geldi ve tam olarak nereye gittiğimi bilmeden kendimi dışarı attım. Kış mevsiminden geliyor olmamdan sanırım, dışarı kot pantolon ve uzun kollu gömlekle çıkmıştım ve yarım saat içinde üzerime yapıştılar tabi. Amaçsızca dolaşırken kendimi Çin mahallesinde buldum. Cumartesi akşamı olduğu için mi bilmem, sokaklar inanılmaz kalabalıktı. Çin lokantalarını dolduran insanlar acayip bir iştahla yemek yiyorlardı. Çinliler, Yeni Zelanda’da da gördüğüm kadarıyla, yemeyi seviyorlar. Böyle kocaman kocaman kaplarda, içinde çeşit çeşit et, pirinç, nodle, yumurta olan sulu yemekleri çok iştahlı şekilde yiyorlar. Aslında bu kadar iştahlı yemeleri beni meraklandırıyor ama Yeni Zelanda’da Çinli arkadaşım ile gittiğimiz lokantada yediğim ördekten sonra anladım ki damak tadımız biraz farklı onlarla. Yine de yeni yemekleri denemek lazım tabi, nasıl lezzetlerin nasıl mutfaklardan çıkacağı belli olmaz. Işıklı Çin mahallesinden, eğlence mekanlarının olduğu Clark Quay’e geldim. Haftasonu kalabalığı burada da aynıydı. Ortadoğulusundan, Amerikalısına, Kübalısında, İrlandalısına kadar çok çeşitli türde müzikli mekan dolup taşmıştı. Uzak doğu restoranlarını hiç söylemiyorum zaten, onlar tüm yemekli mekanlarda hakimler. Burada sabaha kadar kalacak enerjileri olan insanları bırakıp, otele döndüm, nasıl yatağa girip uykuya daldığımı bilmiyorum.

Ertesi sabah, yine seyahatten dolayı zaman farkına alışamayan bünyem güneş doğmadan uyandı. Bu da otelin çatısından bir gün doğumu manzarası yakalamamı sağladı.

Kahvaltıdan sonra sahile doğru nehir boyunca yürüdüm. Nehirin kıyısında spor yapan insanlar vardı ama ne yazık ki ağaçlar yerine nehri gölgeleyen yüksek binalardı.

Liman boyunca aynı binalar devam ediyordu, denizden gelen bir kişiye burasının nasıl bir şehir olduğunu haber veren devasa gökdelenler.

Ve tabi Marina Bay Sands.

Merlion parkını ve Singapur’un simgesi olan aslan başlı balığı gördükten sonra marinayı dolaşmaya devam ettim.

Marina etrafını dolaşırken, hava raporunun bahsettiği sağnak bastırıverdi. Bir ağacın dibinde benim gibi sağnağa yakalanan birkaç turist ile beraber bekledik. Marina Bay Sands otelinin çatıya çıkmak için talep ettiği ücreti reddederek ve Marina Bay bahçelerini gezmeye halim kalmamış bir şekilde mola için otele geri döndüm. Bu kadar şehir biraz sıkıntı vermişti, o yüzden öğleden sonrası için botanik bahçesine gitmeye karar verdim. Otelin hemen yakınındaki duraktan geçen otobüs botanik bahçesinin kapısına kadar götürdü beni.

Sabahki şehir gerçekten bunaltmıştı beni. Biraz dinlenip, buraya da otobüsle geldikten sonra içeride gördüğüm manzara beni iyice rahatlatmıştı.

Botanik bahçesinin içinde özel başka bahçeler de var. Bunlardan birisi de orkide bahçesi. Tüm alan çok rahatlatıcı ama burası ayrıca güzel tasarlanmış.

Bahçe boyunca orkideler hakkında bilgi veren tabelalar var. Binlerce çeşidi olduğundan bahsediyorlar. Bu kadar çok çeşit orkide olduğunu bilmiyordum. Bu bilgiler ancak bir botanikçinin dikkatini çekebilir ama diğer turistler gibi ben de orkide türlerini araştırmaktansa ortamın keyfini çıkarmaya bakıyorum.

Tabi botanik bahçesinin tadını çıkar sadece diğer turistler ve ben değildim. Bu küçük yaramazlar da kaykaylarını bir kenara bırakmış, belki şu an dünyanın her yerini böyle sandıkları için güzelliğini farketmedikleri bu özel mekanda bir yandan yiyeceklerini yiyip bir yandan da çene çalıyorlardı.

Dönüşü bahçenin diğer ucundaki metro istasyonunu kullanarak Orchard caddesi üzerinden yaptım. Biraz önceki yaşadığım sakinliğin tam aksine burada bir çılgınlık yaşanıyordu.

Birbiri ardına sıralanmış, lüks markalarla dolu alışveriş merkezlerini ve caddeleri insanlar doldurmuştu.

Evet, en başta da dediğim gibi Singapur’a gelmemin sebebi uçuş aktarmamın buradan olması. Eğer sadece Singapur için gelmiş olsam sanırım pişman olabilirdim. Benden size tavsiye, eğer yolunuz buralara düşerse bir görün derim, ama sadece burası için bir gezi planlamak biraz fazla olabilir. O bütçeyi ayırarak gezebileceğiniz dünyada çok daha güzel yerler olduğundan eminim.

Category(s): Güncel

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

 

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>